Kuran'ın anlaşılması için Hadis kaynaklarına ihtiyaç var mı ?

Andolsun ki size açıklayıcı/açık delil (beyyine) ayetler, sizden önce gelip geçenlerden örnekler ve korunup, sakınanlar için de bir öğüt indirdik.

24-Nur Suresi 34

 

... Ta ki ölen açık delil (beyyine) üzerine ölsün, yaşayan da açık delil (beyyine) üzerine yaşasın.

8-Enfal Suresi 42

 

Kuran’a göre insan, “beyyine” (açık delil) üzere olmalıdır. Yani geleneklerden hareketle, “Biz Baba'dan böyle gördük, biz de böyle yapıyoruz” (Bakara Suresi 170) mantığıyla yapılan uygulamalar, kelle sayımı ile gerçeği bulmalar Kuran’ın anlattığı İslam ile bağdaşmaz. Kuran’a göre, Kuran’ın kendisi “beyyine”dir (açık delildir). Bu yüzden ancak Kuran’ı dinin tek kaynağı yapanlar açık delile uymuş olurlar.

 

Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.

17-İsra Suresi 41

 

Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.

17-İsra Suresi 89

 

Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz (nusarriful).

6-Enam Suresi 65

 

Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.

7-Araf Suresi 52

 

Bu bir kitaptır ki, Hakim ve her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp (fussilet) açıklamıştır.

11-Hud Suresi 1

 

Yukarıdaki ayetlerden Kuran’ın detaylı, etraflıca, türlü türlü şekillerde dini konularda gerekli olan tüm açıklamaları yaptığını, bunu da Kuran’ın kendisinin söylediğini görüyoruz. “Kuran başka kitaplara gönderme yapar, Kuran ana kitaptır, detayları başka kitaplardan öğreniriz” demek; tüm bu ayetlere karşı çıkmak, bu ayetleri yok saymak demektir. Aynı şekilde “Kuran’dan dini anlayamayız” tipi izahlar da Kuran ile çelişir. Kuran’ın izahlarına göre iman edenler, dinlerini Kuran’dan öğrenirler. Kuran’ı incelediğimizde gerekli tüm detayların Kuran’da yer aldığını görürüz.

 

Örneğin Kuran, zorda kalıp başka yiyecek bir şey bulamayanların; aşırıya gitmemek kaydıyla, normalde haram olan leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanları yiyebileceği gibi detayları bile içermektedir. Hacla ilgili anlatılan bir hususta; başında hastalık olduğu için saçını kısaltanların ne yapması gerektiği de Kuran’da geçer. Anne, kız kardeş veya teyze ile evlenmenin haram olduğu da Kuran’da vardır. Sadece Peygamberimize farz olan gece ibadeti de Kuran’da geçer. Rumların yakın zamanda savaşı kazanacakları tipinde ancak Peygamberimiz döneminde gözlenebilecek olaylara da Kuran değinir.

 

Yukarıdaki örnekler ve daha birçok örnek, Kuran’ın tüm detayları verdiğinin delilidir. Kaç kişi Kuran’da haram edilen domuz, leş gibi yiyecekler dışında başka hiçbir helal gıda bulamayacak kadar zor durumda kalıp, bunları yemek zorunda kalacaktır? Hastalığı yüzünden saçını kısaltacak olan kişi sayısı binde bir bile değildir. Yani her bin kişiden birinin hayatında ancak bir kere rastlayabileceği bir detay bile Kuran’da vardır. Anne, kız kardeş veya teyze ile evlenmeye kalkmanın çirkin olduğu aşağı yukarı herkesin bildiği, on binde bir insanın bile kalkışmayacağı bir iğrençliktir. Kuran’da, “Zaten hiç kimse annesiyle evlenmeye kalkmaz” denmemiş, bu da açıklanmıştır.

 

Yahudilere Cumartesi yasağı gibi yasakların da koyulduğunu belirten Kuran, neden inananlarına tüm yasakları belirtmesin? Kuran’ın, saçını hastalıktan dolayı kısaltan adama yol gösterip de, kıyafet ve diğer hususlarda detaylı yasaklar varsa bunları kadınlara açıklamaması mümkün mü? Kuran’ın zorda kalana yukarıda belirttiğimiz izni açıklayıp da midye, karides diye bir yasak varsa bunu açıklamaması mümkün mü? Peygamber’e özel farz ibadetin açıklanıp da tüm Müslümanlara farz olan tüm ibadetlerin Kuran’da yer almaması mümkün mü?

 

Allah tarafından gönderilen bir Kitap’a sahip olmamıza rağmen onun din adına tüm bilgileri içermediğini iddia edenler var. Allah’tan gelenin, insanların yazacağı kitaplardaki açıklamalarla, tefsirlerle tamamlandığı hiç düşünülebilir mi? Eğer din adına Kuran’ın mevcut hacminden fazla bilgilere ihtiyacımız olsaydı, Allah, Kuran’ı 2-3 kat daha kalın yapabilirdi. Böylece bizi, yine başka kaynaklara muhtaç etmezdi. Kuran, eğer dini açıklama hususunda yetersizse niye indirildi? Allah dinin sadece bir kısmını açıkladı da, diğer kısmı için başkalarına; kendilerinden Kuran’da hiç bahsedilmeyen insanlara mı muhtaç kaldık?

 

Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak kullanılsa; yine de Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah üstündür, bilgedir.

Lokman Suresi 27

 

32- Kâfirler dediler ki “Kuran ona toptan, bir defada indirilseydi ya.” Böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Onu (Kuran’ı) parça parça düzenleyip okuduk.

 

33- Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.                                                                

Furkan Suresi 32,33

 

Görüldüğü gibi kâfirler hep Kuran ile uyarılmışlardır, bu yüzden kâfirler itirazlarını da hep Kuran’a karşı yapmışlardır. Gerekli tefsirler/ yorumlar da yine Kuran’ın içindedir. “En güzel yorum” ifadesinin Arapçası “ahsena tefsir”dir ve “tefsir” kelimesinin Kuran’da geçtiği tek yer yukarıda alıntıladığım ayettir. Böylece Allah, Kuran’ın tefsirinin (yorumunun, açıklamasının) en güzel şekilde yine Kuran’la yapılacağının dersini vermektedir. Oysa “Kuran tefsiri” diye satılan kitapların birçoğunda, Kuran’ın ifadeleriyle ve mantıkla çelişen birçok hadis geçmekte ve bunlar Kuran’ın ihtiva etmediği anlamları ve hükümleri dine ilave etmekte kullanılmaktadır. Kuran en güzel yorumu içerirken, ayrıca başka yorum kitapları (tefsir kitapları), Kuran-üstü bir konumda dinin kaynağı olamaz. Dinimiz tefsir kitapları olmadan da tastamamdır. Kuran’ı anlama çabasını ifade eden, Kuran’ın düşündürdüklerini açıklayan kitapların yazılması ve okunması elbette mümkündür. Ama bu kitaplar, Kuran-üstü bir seviyede, onlarsız dinin tamamlanamayacağı kitaplar olarak değerlendirilemez. Kuran’ın hiçbir hadis kitabına, mezhep kitabına, tefsir kitabına ihtiyaç duymaksızın her detayı içerdiğini göstermektedir. Kuran üzerine düşünceleri ihtiva eden çeşitli tefsir kitapları elbette olabilir fakat sorun, “tefsir” adı altında, Kuran’da yer almayan hükümlerin dine ilave edilmesindedir.

 

1- Rahman 2- Kuran’ı öğretti.
    Rahman Suresi 1,2

 

17- Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize düşer.

18- O halde onu okuduğumuzda, sen de onun okunuşunu izle.

19- Sonra onu açıklamak da Bize düşer.

      Kıyamet Suresi 17-19

 

Allah Kuran’ın öğretilmesini de, açıklanmasını da üzerine almıştır. Kuran, kendi kendini açıklar. Birçok konu, Kuran’da birden fazla yerde ele alınmıştır. Kuran’ın bir ayetinde anlaşılması gerekli konu tamamlanmadıysa, başka bir ayetin açıklamasıyla konu anlaşılır. Hadis, tefsir, ilmihal kitapları olmadan da Kuran yeterli ve eksiksizdir. Bu kitaplardan, bu kaynakların gerekliliğinden Kuran hiç bahsetmez. Ayetler, Kuran’ın kendisini açıkladığını ve kendi içinde en güzel yorumu (ahsena tefsir) barındırdığını söyler. Kuran’ın, kendini açıklamasına şu şekilde bir örnek verebiliriz:

 

Fatiha Suresi 4. ayet “Din gününün sahibidir O” şeklindedir. “Din gününün ne olduğunu anlamayan kişiler, Kuran boyunca ilgili ifadenin yer aldığı tüm ayetleri incelediklerinde bu sorunun cevabını bulacaklardır.

Bu terimin Hicr Suresi 35, Şuara Suresi 82, Saffat Suresi 20, Sad Suresi 78 ve Mutaffifin Suresi 11. ayet ve diğer geçişlerini inceleyenler; bu terimin, öldükten sonraki yeniden dirileceğimiz günü ifade ettiğini anlarlar. Bu örnekte olduğu gibi din adına anlamamız gereken tüm bilgi Kuran’ın içindedir. Kuran kendi kendini açıklar. Kuran’da yer alan bir hususun, hemen anlaşılmaması gibi bir durumda, Allah’ın anlayışımızı bu konuda açmasını beklemek, Kuran’ı dikkatlice incelemeye devam etmek ve cevap bulma aceleciliğiyle, içinde uydurmaların dolu olduğu kaynaklara başvurmamak gerekir. Unutulmamalıdır ki esas olan doğru cevabı bulmaktır; yanlış cevabı benimsemektense cevabı bilmediğini bilmek daha iyidir.

 

Kuran’ı dinin merkezine koymalı ve Peygamberimiz’e uymanın, Kuran’a uymakla mümkün olacağını bilmeli; hem Peygamberimiz’i hem de dinimizi iftiralardan kurtarmalıyız. Peygamberimiz, Allah’ın huzurunda toplanıldığında ümmetinin bir bölümünden şöyle şikâyetçi olacaktır: Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular. Furkan Suresi 30. Bu, Kuran’da geçen, ümmetinden Peygamberimiz’in yegâne şikâyetidir. Gerçekten de Peygamberimiz’e uyduğunu söyleyen birçok kişinin sergilediği manzara şudur:

 

Kuran -sözde- el üstündedir, kutsaldır fakat aslında Kuran, hayata uygulanmayan, dini tek başına belirlemeyen bir kitap olmuştur ve yüzlerce dini kitaptan birine çevrilmiştir. Kişiler dinlerini ilmihal kitaplarından öğrenmekte, Kuran ise anlaşılmak için değil, sadece seslendirilmek için okunmakta (telaffuz) ve böylece devre dışı tutulmaktadır. Buraya kadarki tüm bu ayetler ve açıklamalar; Kuran’ın dinin tek kaynağı olduğunu, bizzat Kuran’ın kendisinin açıkladığını göstermiştir. Amacım, Kuran’ın, dinin biricik kaynağı olduğunu göstermektir.

 

Ayrıca hadis kitaplarını, mezhepleri, tarikatları ve gelenekleri inceleyerek, bunların Kuran ile nasıl çeliştiğini görmeliyiz

 

 

Admin D.C.

Freiburg - Almanya, 03.08.2016